Follow by Email

30 Kasım 2012 Cuma

13 Şubat 2012 Pazartesi

dijital sanat!

Şimdilik boya kalemlerine veda ediyorum ve bilgisayarda boyamaya geçiyorum.Düşündüğümün aksine daha zahmetli ama aynı zamanda daha renkli...


KAİNATIN SATIRLARINI DİKKATLE OKU, ÇÜNKÜ ONLAR SANA MELE-İ ALADAN MEKTUPLARDIR...Rabbin bal arısına vahyetti:
Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin.

... Sonra meyvelerin tümünden ye,
böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver.
Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar,
onda insanlar için bir şifa vardır.
Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır.

(Nahl suresi, 68. ve 69. ayetler)

Gök gürlemesi O'na hamd ederek tespih eder. Melekler de O'nun korkusundan tespih ederler. O yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Halbuki O, azabı çok şiddetli olandır.

(Ra'd suresi, 13. ayet)






Bir arkadaşım için yaptıklarımdan...



Risale-i Nurda en sevdiğim derslerden biridir, ilimlerin Allahın isimlerine nasıl ayine olduklarının anlatıldığı bölüm...Okuduğum bölümle ilgili olduğu için Şafi ismine ve tıb ilmine öncelik veriyorum. Diğer mesleklerle ilgili de çizmeyi düşünüyorum, belki kitap ayracı olarak...



Genelde insanlar üniversiteye geçtiklerinde ailelerinden ayrılır. Bizde ise tersi oldu, ailem benden ayrıldı!
Taşındıkları şehir de Türkiyenin bir ucu! Bir saatlik yola üşenen ben, 5 ağır çanta ve 3 vasıtayla ancak ulaşabiliyorum sevgili aileme.
Bak ne güzel kelebek,
Kanadı benek benek.
Uçuyor havalarda,
Allahı zikrederek...



Dinle de YILDIZLARI şu hutbe-i şirinine
Name-i nurin-i hikmet bak ne takrir eylemiş..
Hep beraber nutka gelmiş hak lisaniyle derler:
Bir Kadir-i Zülcelalin haşmet-i sultanına
Birer nurefşanız,biz,Vücud-u Sania
Hem VAHDETE hem KUDRET şahitleriz biz...


12 Kasım 2011 Cumartesi

Kütüphanem...

  Okuduğum kitaplardan alıntılar yaptığım 4-5 tane irili ufaklı defterim var. Bunları yıllar sonra tekrar gözden geçirdiğimde iyi ki yazmışım diyorum, yoksa nerden hatırlayacaktım bu bilgileri? Çok yararlandığım bu notları belki başkaları da faydalanır, bana da bir hatırlama olur diye tekrar yazmaya karar verdim. İstifade edersiniz inşaalah...

Tanrı'ya Koşan Fizik
  •   Bilimi yalnızca entelektüel hobi olarak değil, hikmetle donatıldığı zaman bizi marifetullaha götüren yakini bilgi hazinesi olarak görmemiz lazımdır. Her bir fen, bin bir ilahi isimden herbirini bin bir dille dillendiren kevni ayetlerin mufassal bir tefsiridir.
  • Hristiyanlar alim olunca Hristiyanlıkla alakaları kesilir, Müslümanlar da cahil olunca İslamiyetle alakaları kesilir.
  • "Yaşantıma giren en güzel şey gizemdir. Bu tüm gerçek sanat ve bilimin kaynağıdır. Böyle bir duyguya yabancı kalan, bir an bile durup hayret edemeyen, ya da evrenin karşısında saygı duruşuna geçemeyen bir kimse, gözleri kapalı ölüden farksızdır. (...) İşte bu anlamda kendini dine vermiş kişilerin safında görüyorum kendimi. O kainatın Yaratıcısına olan inanç ilmi, araştırmamın en kuvvetli, en asil itici gücüdür."
 ---Einstein, Dünyayı Nasıl Görüyorum
  • Einstein'a göre evrenin işleyişinde şans, ihtimal, istatik gibi belirsizliklere yer verilemezdi. O atomun çekirdek etrafındaki yörüngesinin tam olarak bilinebileceğine inanıyor, "Tanrı zar atmaz." diyordu.
  • Bilim dinle çatışır mı? Çatışabilir de? Zira bilim, bilim adamlarının değerlerinden bağımsız bir obje değildir ki.
  • "Şu güzel kuşun bir yapıcısı var mıdır?" sorusuna; objektif(!), bilimsel düşünen birinin cevabı "tabiat" olacaktır. Tabiat kanunları, biriken tesadüfler, mutasyonlar... diye listeyi uzatacaklardır. Onlara göre herşeyi yaratan, her yerde hazır ve nazır olan, ilmi herşeyi kuşatan tesadüfler, tabiat kanunları ve mutasyonlardır. Aslında onlar da bir yaratıcıya inanıyor, fakat Allahın isim ve sıfatlarını tabiata veriyorlar. Böylece "tarafsız" oluyorlar.  
  • "Kainat dev bir piramit gibi. Piramidin en altında matematik var, onun üstünde fizik yer alıyor. Böylece en üste çıktıkça sanat ve felsefe geliyor ve onların üstünde de ilahiyat  yer alıyor."
 --- FredericTurner           
  • Mekanistik determinist doğa anlayışı: Dışarıdan bir Yaratıcının var olduğunu "İlk Muharrik" şeklinde ima ediyordu. Fiziksel olaylar kesinlikle ilahi düşünülmemişti. Öyle ya, Tanrının ufak işlere müdahale etmesi onun şanına yakışır mıydı?(!) O, Kainatın Ulu Mimarı olarak planı yapmış, projeyi çizmiş, icraatı fizik yasalarına bırakmıştı.
  • Pascal, "Descartes'i affedemem, zira bütün felsefesinde Tanrıyı işe karıştırmamayı çok istiyordu. Fakat evreni harekete geçirebilmek için ilk bir fiske vurdurmamazlık da etmedi. Bundan sonra bir daha Tanrıya ihtiyaç duymadı." diyerek tepkisini gösteriyordu.           
  • Putlar masum şeylerdir. Put kendi kendine put olmaya karar veremez. Bilim de bazıları için put olmuşsa, bu bizim bilime düşman olmamızı gerektirmez.  

  

Pireyi Nasıl Deve Yapıyoruz?
  • Hayatı olduğu gibi değil, olduğumuz gibi görürüz. Ayrılık değildir insanı etkileyen, ayrılığa yüklediği anlamdır.
  • Birinin oğlu ölürse bu onun kaldıramayacağı bir şey olamaz. Çünkü Allah bunun o kişinin kaldırabileceği bir imtihan olduğunu söylüyor. Ama eğer oğlunun varlığına olması gerektiğinden daha güçlü bir anlam yüklerse, "Oğluma hiçbir şey olmamalı" gibi bir önkabule sahip olursa, o zaman tabi ki oğlunun ölümü o insan üzerinde derin bir etki bırakır. Yeter ki biz olaylara ve kişilere gereğinden fazla değer atfetmeyelim.
  • Savaşlar, baktığımız zaman şehitler açısından dünyevi bir kayıp olarak görülse de, baki hayatta bütün millete hayırlı sonuçlar verebilecek bir durumdur. Şehit olmasalardı eninde sonunda ya yaşlanacak, ya kazayla, ya da hastalıkla öleceklerdi zaten. Şehitlikle ise cenneti kazanıyorlar ve aile efradından da 70 kişiye şefaat hakkı tanınıyor.---> Zahiren beklenmeyen bir son gibi görünen ölüm., batınen ebedi saadetin anahtarı olabiliyor.
  • Yüce Resulün (asm) hayatına baktığımızda, inanmayanlar Onun aleyhinde konuşuyor, hatta Ona iftira ediyorlardı. Buna rağmen O, bu durumdan gocunmamış, insanların kendisiyle ilgili sözlerine aldırmamış, misyonunun gereğini yerine getirmeye çalışmıştı. 
  • Allahın celali isimleri 19 tanedir. Onun cemali isimleri ise daha çoktur. Bunlar şefkat, merhamet, mağfiret, lütuf, rıza, sevgi, ümit... ifade eder.
  • Allah bir günahı açığa çıkarmamışsa muhakkak onu affetmek için örtmüştür. Kulunun bir günahını affettiği zaman da o günahın işlendiğine şahit olan canlı ve cansız varlıklara o günahı unutturur.



Delilik Ülkesinden Notlar    

  • İnsanoğlu, yaşadığı evreni bir anlam dizgesi çerçevesinde yorumlayamadığı zaman, en küçük gündelik olaylar bile şok değeri kazanmakta, travmaların birikimi nevrozlara, psikozlara dönüşmektedir.
  • On sekiz yaşında, tecrübesiz, bilgisiz biriydim. Hayat ve sanat hakkında izlenimlerim bulanık ve karışıktı. Kime değer vermek, kime değer vermemek gerektiği konusunda hayli kararsızdım. Kendime, kendi değerime ait sadece derin kuşkularım vardı.
  • Dünyayı Modern Batı’nın sığ, hastalıklı perişan ölçüleriyle değerlendirme çabası beni otuz yaşımda şizofreniye götürdü.
    Şizofreni…Ölümcül bir iletişimsizlik çukuru…Hiçliğin, karanlığın, saçmalığın alacakaranlık uğultusu…
  • Beni şizofreniye iten, modern Batının sığ, hastalıklı, perişan döküntüleri...
  • "Hayat yaşamaya değer değildir. İçinde zoru zoruna sürüklenilen karanlık bir anlamsızlık geçididir. Hayat saçmadır." deniliyordu. Hayatın hiçbir kutsalı olmadığı beyan ediliyordu.
  • Yaşamın ilahi bir mucize olduğunu, yaşamın her anında ilahi menşe'li ayrı bir mucizenin vuku bulduğunu, şu ağzımdan çıkan konuşmanın, şu kulağa gelen sesin,şu bakan gözün, şu idrak eden aklın; bütün bunların trilyonlarca mucizevi zuhurattan sadece birkaçı olduğunu bize anlatmadılar. Hayatın ilahi, harikulade bir armağan olduğunu, yüce bir gaye içerdiğini, yaşamanın, insan olmanın sonsuz bir baht olduğunu... Bize hiç bir şey öğretmediler...
  • Bu şehre yirmi üç saat kir yağar, bir saat nur yağar; nur kiri bastırır.
 Hür olmak eğer ister isen,olma cihanın zevkinde,sefasında,gamında,kederinde
Biraz sirke ile biraz ota razı olanı insanlar köle edemez.